<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Albert Gabriel Sergisi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.geziyorum.net/albert-gabriel-sergisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.geziyorum.net/albert-gabriel-sergisi/</link>
	<description>Aklım Fikrim Gezmekte!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jul 2010 10:53:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Zülküf GÜNELİ tarafından</title>
		<link>http://www.geziyorum.net/albert-gabriel-sergisi/comment-page-1/#comment-895</link>
		<dc:creator>Zülküf GÜNELİ</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 21:02:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://wp.geziyorum.net/?p=359#comment-895</guid>
		<description>Albert Gabriel ile ilgili sergi için yazdığım yorum yazımı yayınladığınız için teşekkür ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Albert Gabriel ile ilgili sergi için yazdığım yorum yazımı yayınladığınız için teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Zülküf GÜNELİ tarafından</title>
		<link>http://www.geziyorum.net/albert-gabriel-sergisi/comment-page-1/#comment-891</link>
		<dc:creator>Zülküf GÜNELİ</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 19:01:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://wp.geziyorum.net/?p=359#comment-891</guid>
		<description>&quot;&quot;Albert Gabriel Sergisi&quot; yazısına hiç yorum yapılmamıştır.&quot;&quot; notunu görünce dayanamadım. Sergiyi gezme fırsatım olamadığı, ve zamanında duyamadığım için, gezememe rağmen, bu büyük Gezgin, Mimar, Arkeolog  Fransız için birkaç cümle yazmaktan kendimi alıkoyamadım.
Çünkü, Albert Gabriel, yaşadığı dönemde ve özellikle de Türkiye&#039; deki bir çok kenti, adeta &quot;Mecnun&quot; gibi dolaşarak, Atalarımızın bıraktığı Mimari ve Kültür Mirasımızı, bugünün ulaşım ve iletişim  imkanlarının çok altında imkanlarla, mükemmel belgeler olarak bizlere ileterek çok büyük bir misyon yüklenmiştir. 
Doğa, Kültür, Sanat, Mimari yapıtlar hayranı bu Büyük İnsan, Türkiye&#039;de hakkettiği şekilde tanıtılmamıştır. Kendisine, magazin sayfalarını boy boy süsleyen bir Paris Hilton kadar bile önem verememişizdir. Başta biz mimarlar olarak, hepimizin günahı çoktur diye düşünüyorum. Eserlerinden anladığımız kadarı ile fotoğraf makinesi ve malzemelerini, çizim malzemelerini, katır sırtında oradan oraya dolaşarak, çoğu kez harap ve içine girmenin bazen yasal, bazen maddi imkansızlıklardan kaynaklanan engellere rağmen, metropol kentlere yakın illerde olduğu kadar, 1500-2000Km. uzaklıktaki Doğu ve Güneydoğu illerimizde de aynı titizlikte çalışarak projeler bile yapmıştır. &quot;Voyage Archeologiques dans la Turquie Oriantale&quot; adlı muhteşem eserinde, Hasankeyf, Mardin, Silvan, Harput, Şanlıurfa ve daha birçok yeri gezerek, 100 yıla yakın bir süre önce buralardaki yapıların tasarım, uygulamaları ve sosyal yaşamı ile ilgili otantik belgelerin, günümüze taşınmasını mümkün kılmıştır. 5.5 Km. uzunluğundaki muhteşem Diyarbakır Surlarının ve yaklaşık 83 burcunun en önemlilerinin relevesini yapmış, bu yetmiyomuş gibi, Evlibeden(3 katlı iç mekanları olan büyük bir savaş yönetim ve lojistik binası konumunda), Yedi Kardeşler, Nur, Harput Kapı(şimdiki Dağ Kpı), Keçi Burcu gibi burçların, içine girerek günlerce iç mekanların rölevesini çıkarmıştır. Kısmen harap olan burçlar için(örneğin Evli Beden Burcu gibi) öneri restitüsyon projeleri hazırlamıştır. 1972 Yılında 89 yaşında vefat eden bu Büyük İnsan için, çok geç te olsa, anısını sıcak tutacak, yeni nesillere, yaşamını örnek gösterecek, her yıl ölüm yıldönümünde, mütevazi, ama çok anlamlı, anma törenleri düzenlemek, kişiliği ve mesleki yaşamı gibi konularda araştırmalar yapmak, ilgili kurumlara yaptırmak, bu şahsiyete karşı bizlerin en acizane bir vefa borcu olur kanısındayım. Bu yazımı zahmet edip okuyanlara şimdiden teşekkür ederim. 
Prof. Dr. Zülküf GÜNELİ 15.03.2009 Diyarbakır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;&#8221;Albert Gabriel Sergisi&#8221; yazısına hiç yorum yapılmamıştır.&#8221;" notunu görünce dayanamadım. Sergiyi gezme fırsatım olamadığı, ve zamanında duyamadığım için, gezememe rağmen, bu büyük Gezgin, Mimar, Arkeolog  Fransız için birkaç cümle yazmaktan kendimi alıkoyamadım.<br />
Çünkü, Albert Gabriel, yaşadığı dönemde ve özellikle de Türkiye&#8217; deki bir çok kenti, adeta &#8220;Mecnun&#8221; gibi dolaşarak, Atalarımızın bıraktığı Mimari ve Kültür Mirasımızı, bugünün ulaşım ve iletişim  imkanlarının çok altında imkanlarla, mükemmel belgeler olarak bizlere ileterek çok büyük bir misyon yüklenmiştir.<br />
Doğa, Kültür, Sanat, Mimari yapıtlar hayranı bu Büyük İnsan, Türkiye&#8217;de hakkettiği şekilde tanıtılmamıştır. Kendisine, magazin sayfalarını boy boy süsleyen bir Paris Hilton kadar bile önem verememişizdir. Başta biz mimarlar olarak, hepimizin günahı çoktur diye düşünüyorum. Eserlerinden anladığımız kadarı ile fotoğraf makinesi ve malzemelerini, çizim malzemelerini, katır sırtında oradan oraya dolaşarak, çoğu kez harap ve içine girmenin bazen yasal, bazen maddi imkansızlıklardan kaynaklanan engellere rağmen, metropol kentlere yakın illerde olduğu kadar, 1500-2000Km. uzaklıktaki Doğu ve Güneydoğu illerimizde de aynı titizlikte çalışarak projeler bile yapmıştır. &#8220;Voyage Archeologiques dans la Turquie Oriantale&#8221; adlı muhteşem eserinde, Hasankeyf, Mardin, Silvan, Harput, Şanlıurfa ve daha birçok yeri gezerek, 100 yıla yakın bir süre önce buralardaki yapıların tasarım, uygulamaları ve sosyal yaşamı ile ilgili otantik belgelerin, günümüze taşınmasını mümkün kılmıştır. 5.5 Km. uzunluğundaki muhteşem Diyarbakır Surlarının ve yaklaşık 83 burcunun en önemlilerinin relevesini yapmış, bu yetmiyomuş gibi, Evlibeden(3 katlı iç mekanları olan büyük bir savaş yönetim ve lojistik binası konumunda), Yedi Kardeşler, Nur, Harput Kapı(şimdiki Dağ Kpı), Keçi Burcu gibi burçların, içine girerek günlerce iç mekanların rölevesini çıkarmıştır. Kısmen harap olan burçlar için(örneğin Evli Beden Burcu gibi) öneri restitüsyon projeleri hazırlamıştır. 1972 Yılında 89 yaşında vefat eden bu Büyük İnsan için, çok geç te olsa, anısını sıcak tutacak, yeni nesillere, yaşamını örnek gösterecek, her yıl ölüm yıldönümünde, mütevazi, ama çok anlamlı, anma törenleri düzenlemek, kişiliği ve mesleki yaşamı gibi konularda araştırmalar yapmak, ilgili kurumlara yaptırmak, bu şahsiyete karşı bizlerin en acizane bir vefa borcu olur kanısındayım. Bu yazımı zahmet edip okuyanlara şimdiden teşekkür ederim.<br />
Prof. Dr. Zülküf GÜNELİ 15.03.2009 Diyarbakır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
